Pandora Artık Maden Kazmıyor

11 Mayıs 2026

Gucci, Saint Laurent ve Bottega Veneta’nın sahibi Kering, su yönetiminde lüks sektörü için yeni bir model ortaya koyuyor. Grup artık yalnızca tüketimi azaltmayı değil, faaliyet gösterdiği havzalarda suyu ve ekosistemi onarmayı hedefliyor. Türkiye de belirlenen 10 öncelikli bölge arasında.

Lüks moda şirketlerinin sürdürülebilirlik raporlarında uzun süredir benzer başlıklar yer alıyor: karbon azaltımı, geri dönüştürülmüş malzemeler, yenilenebilir enerji… Su konusu ise çoğu zaman tüketimi azaltma hedefleriyle sınırlı kalıyor. Kering’in yeni stratejisi bu yaklaşımı değiştirmeyi amaçlıyor.

Fransız lüks grubu, Nisan 2025’te açıkladığı Water-Positive Strategy ile 2050’ye kadar net pozitif su etkisine ulaşmayı taahhüt etti. Başka bir deyişle hedef, kullanılan su miktarını azaltmanın ötesine geçerek su kaynaklarının yenilenmesine katkı sağlamak. Strateji; tedarikçileri de kapsayan, 10 öncelikli su havzasında ölçülebilir sonuçlara odaklanıyor.

Daha az tüketmek tek başına yetmiyor

Kering Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Marie-Claire Daveu’nun strateji açıklamasındaki mesajı açık: Şirketlerin su yaklaşımı yalnızca tüketimi azaltmaya dayanmamalı; suyu ve ilgili ekosistemleri yenilemeyi de kapsamalı. Bu, kullanılan kelimelerden çok şirketlerin nasıl karar aldığıyla ilgili bir değişim.

Bugüne kadarki yaygın model, şirketlerin kendi tesislerindeki su tüketimini ölçüp yıllar içindeki düşüşü raporlamasıydı. Bu veriler önemli; ancak tek başına yeterli değil. Tedarikçilerin su kullanımı, üretimin yapıldığı havzanın durumu ve yerel toplulukların suya erişimi hesaba katılmadığında tablonun büyük bölümü eksik kalıyor.

Kering bu tabloya üç programla yaklaşmayı planlıyor. Water-Positive Raw Materials, geri dönüştürülmüş ve yenilikçi malzemelerle rejeneratif tarımdan gelen hammaddelerin payını artırmaya odaklanıyor. Water-Positive Stewardship Programme, şirketin kendi faaliyetlerinde ve tedarik zincirinde su verimliliğini ve su kalitesini iyileştirmeyi hedefliyor. Water Resilience Labs kapsamında ise 2035’e kadar öncelikli 10 havzanın her birinde yerel paydaşlarla çalışan bir merkez kurulması öngörülüyor.

İlk durak Toskana; Türkiye de öncelikli bölgeler arasında

Programın ilk Water Resilience Lab’i için Toskana’daki Arno Havzası seçildi. Kering, laboratuvarın 2025 sonbaharında faaliyete geçeceğini açıklamıştı. Bölge, hem gruba ait tabakhanelerin hem de çok sayıda tedarikçi tabakhanenin bulunduğu önemli bir üretim merkezi. Kering’in hedefi, Arno Havzası’ndaki kendisine ait tesislerde su çekimini 2030’a kadar yüzde 21 azaltmak. Gruba ait tüm tabakhaneler için belirlenen 2035 hedefi ise yüzde 35.

Türkiye de Kering’in belirlediği 10 öncelikli bölgeden biri. Diğer bölgeler Fransa, İspanya, İtalya, Moğolistan, Hindistan, Peru, Arjantin, Güney Afrika ve Avustralya’da bulunuyor. Türkiye’nin listede yer alması şaşırtıcı değil: Ülke, Avrupa’nın önemli tekstil, hazır giyim ve deri tedarikçilerinden biri. Tabakhaneler, boyahaneler ve kumaş işleme tesisleri küresel moda zincirinin önemli halkaları arasında.

Asıl fark tedarik zincirinde

Kering’in stratejisinde dikkat çeken nokta, hedeflerin yalnızca grubun kendi tesisleriyle sınırlı olmaması. Moda sektöründe su kaynakları üzerindeki etkinin önemli bir bölümü hammadde üretimi ve tedarikçi operasyonlarında ortaya çıkıyor. Bu nedenle yalnızca şirket binalarını ve fabrikalarını ölçmek, gerçek etkiyi göstermeye yetmiyor.

Stratejik tedarikçilerden 2025 itibarıyla PFAS gibi kısıtlı maddeleri kullanımdan kaldırmaya yönelik adımlar atmaları bekleniyor. 2030’a kadar su çekimini en az yüzde 21 azaltmayı hedefleyen planlar hazırlamaları, 2035’e kadar da performans ölçümlerini Kering’in öncelikli su havzalarını kapsayacak biçimde genişletmeleri isteniyor.

Sürdürülebilirlik danışmanlığı şirketi Myzelio’nun kurucu ortağı Carolina García Arbeláez de bu noktaya dikkat çekiyor: Su yönetimini yalnızca doğrudan operasyonlarla sınırlamak yeterli değil; değer zincirinin tamamına bakmak gerekiyor.

Deri üretiminin görünmeyen su maliyeti

Bir hayvan derisinin tabaklanmasında yaklaşık 9,5 ila 18 litre su kullanılıyor; süreç sonunda 7,5 ila 9,5 litre atık su açığa çıkıyor. Lüks deri ürünlerinin üretim hacmi düşünüldüğünde bu miktar kısa sürede milyonlarca litreye ulaşıyor.

Kering’in Normandiya’daki tabakhanesi, metalsiz organik tabaklama yöntemlerine yaptığı yatırımla su kullanımını yüzde 25 azalttı. Tesis, kullandığı suyun yüzde 30’unu yeniden üretime kazandırıyor; bu oranı 2025 sonunda yüzde 50’ye, 2030’da ise yüzde 75’e çıkarmayı hedefliyor. Bunlar stratejinin sahadaki karşılığını gösteren somut örnekler.

Yine de asıl sınav Kering’in kendi tesislerinden çok tedarikçi ağında verilecek. Grubun markaları için işlenen derilerin önemli bir bölümü bağımsız tabakhanelerden geliyor. Dolayısıyla dönüşüm, Kering’in doğrudan kontrol ettiği tesislerden çok daha geniş bir üretim alanını kapsıyor.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye, Avrupa’ya deri, tekstil ve hazır giyim tedarik eden başlıca üretim merkezlerinden biri. İstanbul, Tekirdağ, İzmir, Denizli ve Gaziantep gibi şehirlerdeki üreticiler çok sayıda uluslararası markayla çalışıyor. Bu nedenle küresel markaların su ve kimyasal yönetimine ilişkin yeni koşulları, Türkiye’deki üreticileri doğrudan ilgilendiriyor.

Kering’in Türkiye’yi öncelikli bölgeler arasına alması, tedarikçiler için yakın vadeli bir uyum ihtiyacına işaret ediyor. Su kullanımını ölçebilen, atık su kalitesini izleyen ve sonuçlarını düzenli biçimde raporlayan üreticiler avantaj kazanabilir. Uyum sağlayamayan şirketler ise mevcut müşterilerini kaybetme riskiyle karşılaşabilir.

Benzer beklentilerin zamanla diğer lüks grupların tedarik zincirlerinde de yaygınlaşması beklenebilir. Türkiye’deki deri ve tekstil sektörü açısından bu hem risk hem fırsat taşıyor. Erken yatırım yapan, gerekli sertifikaları alan ve su performansını şeffaf biçimde raporlayan üreticiler uluslararası markalar karşısında daha güçlü bir konuma gelebilir.

Türkiye’de bu dönüşüm için çalışan sanayi odaları, organize sanayi bölgeleri, sektör birlikleri ve çevre kuruluşları var. Kromsuz tabaklama gibi daha düşük etkili yöntemler de bazı tesislerde uygulanıyor. Ancak uluslararası rekabette kalıcı bir avantaj için yapılan çalışmaların hızlanması, ölçülmesi ve doğrulanabilir verilerle raporlanması gerekiyor.

Strateji şirketin tamamına yayılabilecek mi?

Kering’in su stratejisi yalnızca sürdürülebilirlik ekibi tarafından hazırlanmadı. Finans, satın alma, risk yönetimi ve malzeme inovasyonu ekipleri de sürece dahil edildi. Bu önemli; çünkü çevresel hedeflerin satın alma ve yatırım kararlarına girmediği durumda uygulamada karşılık bulması zorlaşıyor.

Takvim de tek bir uzak hedefe dayanmıyor. 2030, 2035 ve 2050 için ayrı aşamalar belirlenmiş durumda. Bu ara hedefler ilerlemeyi izlemeyi ve şirketi daha erken tarihlerde sonuçlardan sorumlu tutmayı kolaylaştırıyor.

Share article
Like this post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Get the best blog stories into your inbox