25 Haziran 2026’da kapılarını açan “Yoko Ono: İçses ve İçyapı” sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşuyor. Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı Yoko Ono sergisi olan seçki, sanatçının yetmiş yılı aşkın üretiminden 67 eseri bir araya getirirken, izleyiciyi yalnızca eserleri inceleyen bir ziyaretçi olmaktan çıkarıp deneyimin aktif bir parçası olmaya davet ediyor.
Katılım, serginin merkezinde yer alıyor

Sergi; şiir, performans, video, enstalasyon, heykel ve kavramsal çalışmaları aynı çatı altında buluşturuyor. Ancak sergiyi farklı kılan, birçok işin ziyaretçinin katılımıyla tamamlanması.
Yoko Ono’nun yıllardır geliştirdiği katılımcı sanat anlayışı, izleyiciyi yalnızca gözlemci olarak değil, eserin oluşumuna katkı sağlayan bir özne olarak konumlandırıyor. Bazı çalışmalar düşünmeye davet ederken, bazıları yazmayı, üretmeyi ya da fiziksel olarak sürece dahil olmayı gerektiriyor.
Müzenin tamamına yayılan bir deneyim

“İçses ve İçyapı” sergisi yalnızca galerilerle sınırlı değil. Yerleştirmeler müze bahçesine ve Atlı Köşk’teki farklı sergi alanlarına kadar uzanıyor. Böylece ziyaret rotası tek bir sergi salonu yerine bütün kampüse yayılıyor.
Sergi kapsamında çocuk atölyeleri, konuşmalar ve farklı kamusal etkinlikler de düzenleniyor. Bu programlar, müzeyi yalnızca eserlerin sergilendiği bir mekân olmaktan çıkararak katılımın sürdüğü yaşayan bir kültür alanına dönüştürüyor.
Onu iyi yapan ne?

Yoko Ono’nun işleri, sanatın yalnızca izlenen bir deneyim olmak zorunda olmadığını hatırlatıyor. Sergi boyunca ziyaretçiler karar veriyor, katkı sunuyor ve bazı eserlerin tamamlanmasına doğrudan dahil oluyor.
Bu yaklaşım, müzeyi sessizce dolaşılan bir mekândan çok, insanların birlikte düşündüğü, ürettiği ve etkileşime geçtiği ortak bir alana dönüştürüyor. Sanatın değerini yalnızca ortaya çıkan eserde değil, insanlar arasında kurduğu bağda arayan bu anlayış, serginin en güçlü yönünü oluşturuyor.
Kaynaklar: Sakıp Sabancı Müzesi, Studio One, MUSAC.





